21-24 KASIM 2019

İSTANBUL FUAR MERKEZİ

9-10-11. Salon

İstanbul'u Keşfet

İstanbul'u Keşfet

MUHTEŞEM İSTANBUL’A HOŞ GELDİNİZ

İstanbul, boğaz ile bir birinden ayrılan iki kıta üzerine kurulmuş büyüleyici bir şehir. Modern batı şehrinin, geleneksel doğu şehriyle dünya üzerinde birleştiğini gördüğünüz en önemli ve en büyük örneklerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Birçok uygarlığın ve farklı kültürlerin erime potası görevini üstleniyor. Bu anlamda Avrupa Birliği tarafından 2010 Avrupa Kültür Başkenti olarak ilan ediliyor.

Bizans'ın M.Ö. 7. yüzyılda kuruluşundan günümüze kadar, İstanbul, insanlık tarihinde her zaman önemli bir rol üstleniyor. Stratejik konumu nedeniyle dönemin güçlü liderleri tarafından kontrol altına alınmak isteniyor. Hatta imparatorluklar burada bir öncekilerinin küllerinden doğuyor.

Cumhuriyetin 1923’te kurulmasından bu yana, İstanbul büyümeye ve nüfusça çoğalmaya devam ediyor. Bugün İstanbul şehrinde 14 milyondan fazla bir popülasyon yaşarken, bu durum İstanbul’u dünyanın en geniş ve en büyük şehirlerinden biri yapıyor.

İstanbul’un Kısa Tarihçesi

İstanbul'un ilk sakinleri M.Ö. ikinci bin yıllarına kadar uzanıyor ve şehrin Asya yakasına yerleşiyor. Şehrin ilk adı, M.Ö. 7. yüzyılda Megara Kralı Byzas’ın bir Yunan kent ismi olan Bosphorus üzerine, Bizans adında bir koloni kurmak istemesinden geliyor. Byzas bu yeri Delphi isimli bir kahinin ona "kör topraklar" diyarına yerleşmesini söyleyen bir kehaneti üzerine seçti. Nitekim Byzas, daha önceki yerleşimcilerin, boğazın girişindeki bu muhteşem yeri sadece Karadeniz'e erişim için kullandıklarından ötürü "kör" olmaları gerektiğine inanıyordu.

M.Ö. 6. yüzyılda Persler İstanbul’u yönetmesinden sonra Büyük İskender M.Ö. 4. yüzyıldan M.Ö. 2. yüzyıla kadar olan barışçıl bir dönem içerisinde İstanbul’un hakimi oldu.

193'te Roma İmparatoru Septimus Severus şehri ele geçirdi ve İmparator Büyük Konstantin Bizans'ı tüm Roma İmparatorluğu'nun başkenti haline getirip şehre adını verdi. 5 yüzyıl sonra Konstantinopolis ve Doğu Roma İmparatorluğu'na Bizans adı verildi. Böylece İstanbul da Roma gibi yedi tepe üzerine inşa edildi.

İlk Bizans İmparatorları kentlerini antik dünyanın hazineleriyle doldurdular, özellikle 4. ve 6. yüzyıllar arasında nüfusu yarım milyonu aştı. I. Justinianus döneminde 532 yılında isyanlar kenti tahrip etti. Ancak şehir yeniden inşa edildi. Ayasofya gibi seçkin yapılar, bu dönemde inşa edildi ve Bizans'ın altın çağı için anıt olarak varlığını korudu.

İstanbul'un sonraki tarihi, entrikalar ve kuşatmalarla dolu geçiyor. 7. ve 8. yüzyıllarda Araplar ile 9. ve 10. yıllarda barbarlar tarafından kuşatılan şehir, 1204-1261 arasındaki Dördüncü Haçlı Seferi zamanı büyük yenilgiye uğruyor. Konstantinopolis eski zenginliğini ve gücünü bir daha kazanamıyor.

Fatih Sultan Mehmet’in önderlik ettiği Osmanlılar, 1453’te Konstantinopolis’i fethediyor. İslâm dini çerçevesinde ismini değiştirilen şehir, Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti oluyor. Osmanlı Padişahları 15. ve 16. yüzyıllar arasında birçok cami ve tarihi eser inşa ediyor ve şehrin nüfusu 1500'lerin ortasında yaklaşık yarım milyona çıkıyor. Osmanlılar Dönemi’nde İstanbul büyük bir kültürel, politik ve ticari merkez haline geliyor. "İstanbul" ismi, yüzyıllar boyunca "İslambol" (Türkçe "İslam şehri") ve "eis tin Polin" (Yunanca “Şehir") kelimelerinin karışımı olarak kullanılıyor.

İtilaf Devletleri’ne boyun eğen Osmanlı Yönetimi yüzünden işgal edilen İstanbul, I. Dünya Savaşı'na kadar işgal altında kalmayı sürdürdü. Atatürk'ün işgalci güçlere karşı başarıyla yürüttüğü yıllarca süren Milli Mücadeleden sonra Türkiye Cumhuriyeti 1923'te kuruluyor ve başkent Ankara'ya taşınıyor. Ancak İstanbul çarpıcı biçimde genişlemeye ve ilgi odağı olmaya devam ediyor. Bugün nüfusu 14 milyonun üzerinde ve hala sürekli olarak artıyor. Türkiye'nin ticaret ve kültür merkezi ve ekonomik başkenti olmaya devam ediyor.

İSTANBUL'DA GEZİLECEK YERLER

Dünya üzerinde çok az kent iki kıtaya yayılmıştır ve İstanbul bunlardan biri. Bu muhteşem yer, gezginlere kültürle ve eğlenceyle dolu gezilecek yer seçeneği sunuyor. İstanbul’un gezilecek yerleri saymakla bitmez. Bu yüzden size başlıca gezilmesi gereken yerlerden birkaçını derledik;

İstanbul Boğazı

İki kıtayı birbirinden ayıran İstanbul Boğazı, en güzel kent manzaralarını gözler önüne sererken dokusuyla gezginleri kendisine hayran bıraktırıyor. Boğazı gezmenin en keyifli ve kolay yollarından bir tanesi ise şehrin çeşitli noktalarından düzenlenen Boğaz Turlarına katılmak. Ortaköy, Eminönü ya da Üsküdar gibi noktalardan kalkan turlar genellikle 1-2 saat sürüyor. 

Topkapı Sarayı

Sarayburnu’ndaki 700.000 metrekarelik alana 1460-1478 yılları arasında inşa edilen Topkapı Sarayı, 4 yüzyıl boyunca Osmanlı İmparatorluğu’nun yönetim merkezi olarak kullanılmış. İç içe geçmiş 4 avludan oluşan saray, 1924 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk müzesi haline getirilerek halka açılmış. 300.000 parçalık koleksiyona ev sahipliği yapan görkemli yapının en çok ilgi çeken bölümlerini Divan-ı Hümayun, Bağdat Köşkü, Harem ve Kutsal Emanetler oluşturuyor.

Ayasofya Müzesi

Ayasofya Müzesi, mimari açıdan günümüzdeki şeklini 532-537 yılları arasında I. Jüstinyen tarafından 3. kez inşa ettirildiği zaman almış. Tamamlanmasının ardından 1.000 yıl boyunca dünyanın en büyük katedrali unvanını taşıyan dini yapı, İstanbul’un fethinin hemen ardından İslami unsurlar eklenerek camiye dönüştürülmüş. Görkemli mimarisinin yanı sıra bahçesindeki padişah türbeleri ile ilgi odağı olan Ayasofya, Atatürk’ün isteği doğrultunda 1930-1935 arasında yapılan çalışmalarla müze haline getirilmiş. Görkemli iç süslemeleri, mozaikleri ve zemin kattaki dilek sütun görülmeye değer.

Sultanahmet Camii

İç kısmını süsleyen 22.000 çininin rengi nedeniyle “Mavi Cami” adıyla da anılan Sultanahmet Camii, 1609-1616 yılları arasında dindarlığı ile bilinen Sultan I. Ahmet tarafından inşa ettirilmiş. Yapının en önemli özelliği, İstanbul’un tek 6 minareli camisi olmasıdır. 

Kapalıçarşı

Tarihi Bizans İmparatorluğu’na kadar uzanan çarşının genişletilmesine Fatih döneminde başlanmış. Sandal ve Cevahir adlı iki büyük bedestenin birleşiminden oluşan pazar yerinin içerisinde uzanan sokaklarda binlerce dükkân yer alıyor. Geçmişte faaliyet gösteren meslek gruplarından adlarını alan bu sokaklardaki dükkânlarda lezzetli lokumlar, ustalıkla işlenmiş ahşap ürünler, ilgi çekici süslemeler ve şifa kaynağı bitki çayları ağırlıkta olmak üzere pek çok şey satılıyor.

Yerebatan Sarnıcı

9.800 metrekarelik alanı kaplayan Yerebatan Sarnıcı, 532 yılında Bizans İmparatoru I. Justinianus tarafından inşa ettirilmiş. 100.000 tona yakın depolama kapasitesiyle Büyük Saray’ın su ihtiyacını karşılaması amaçlanan yapının ün kazanmasına, Hollandalı gezgin P. Gyllius’un keşfi neden olmuş. Kuzeybatı köşesinde bulunan Medusa Başları ve inşası sırasında ölen yüzlerce köleyi temsil ettiği söylenen işlemeli sütunun en ilgi çekici kısımlarını oluşturduğu yapı günümüzde sanatsal etkinliklere de ev sahipliği yapıyor.

Galata Kulesi

Kule ilk olarak 528 yılında Bizans İmparatoru Anastasius Oilosuz tarafından inşa ettirilmiş. Geçirdiği felaketler sonrasında değişik dönemlerde köklü revizyon süreçleri geçiren kuleye günümüzdeki şekli II.Mahmut zamanında verilmiş. Turizme kazandırıldığı 1967 yılından beri gezginlerin İstanbul gezilecek yerler listelerinin vazgeçilmezi konumundaki 70 metre yüksekliğe sahip yapıda kent manzarası izleyebileceğiniz seyir terası ve konuklarına lezzetli yemekler sunan bir restoran bulunuyor.

Kız Kulesi 

Tarihi kaynaklarda adından ilk kez M.Ö. 410 yılında bahsedilen Kız Kulesi, Atinalı Alkibiades tarafından yaptırılmış. Tamamlanmasının ardından yüzyıllar boyunca boğazdaki gemi trafiğini kontrol etmek amacıyla kullanılan kule, karaya yakın ancak şehirden izole olması nedeniyle zaman içerisinde pek çok efsaneye konu olmuş. 1995-2000 arası gerçekleştirilen geniş çaplı yenileme çalışmaları sonrasında halka açılan yapı, günümüzde müze ve restoran olarak hizmet veriyor. Salacak‘tan kalkan ufak teknelere binerek kuleye ulaşabilirsiniz.